1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Obezite farkındalığı deneyim alanı ziyarete açıldı: Bir irade meselesi değil; kronik ve tedavi edilebilir bir hastalık

Obezite farkındalığı deneyim alanı ziyarete açıldı: Bir irade meselesi değil; kronik ve tedavi edilebilir bir hastalık

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de obezite vakaları artıyor. Türkiye’de obezite ile yaşayanların sayısının 18 milyona yaklaştığı bilinirken uzmanlar, obezitenin bir “irade” meselesi olmadığının, kronik ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun ...

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de obezite vakaları artıyor. Türkiye’de obezite ile yaşayanların sayısının 18 milyona yaklaştığı bilinirken uzmanlar, obezitenin bir “irade” meselesi olmadığının, kronik ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çiziyor.

Bu yıl İstanbul’da düzenlenen Avrupa Obezite Kongresi (ECO) yarın başlıyor. Kongre’nin ana sponsorlarındna olan Lilly Türkiye, eş zamanlı olarak 11-15 Mayıs tarihleri arasında Beyoğlu Hope Alkazar’da ziyaretçilere açık olacak “Obezite: Görünmeyen Gerçekler” deneyim alanını açtı. Deneyim alanı, ziyaretçilere verilerden ve deneyimlerden yola çıkarak obezite hastalığına dair bilimsel gerçekleri sunuyor.

Deneyim alanının açılışı gazeteci Cansu Canan Özgen moderasyonunda bir panel ile gerçekleşti. Panelde Lilly Türkiye Genel Müdürü Ryan Dawson, Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Feray Akbaş ve Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır yer aldı.

“Obeziteli kişilerin sadece yüzde 35’i uzmana danışmış”

Panelde obezitenin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Feray Akbaş, IPSOS tarafından yapılan “Obezite Algısı Araştırması”na göre obeziteye yönelik dikkat çekici bir içsel çatışma yaşandığını söyledi. Akbaş konuşmasında, “Araştırmanın Türkiye verileri, farkındalık ve eylem arasında fark olduğunu gösteriyor. Obeziteli kişilerin yüzde 80’lik çok büyük bir kısmı kilolarını kontrol etmeyi düşündüklerini veya bu konuda tavsiye aldıklarını belirtirken, sadece yüzde 35’i son bir yıl içinde bir doktora danışmış. Buradaki temel engel bilgi eksikliği değil, algı. Türkiye’de obezite ile yaşayan kişilerin yüzde 45’i ‘Kilomu kendi başıma kontrol etmeyi tercih ederim’ diyor. Bu oran birçok ülkeye kıyasla önemli ölçüde yüksek, ancak çalışmalar bu şekilde başarılı bir kilo yönetiminin çok zor olduğunu gösteriyor. Tam da bu aşamada sağlık profesyonellerinin rolü belirleyici hale geliyor. Bireysel çabalar önemli olsa da sürdürülebilir sağlık sonuçları için tıbbi destek gerekliliğini koruyor.”

Prof. Dr. Akbaş, obezitenin yalnıza beden ölçüsü, bireysel tercih ya da irade ile açıklandığı dar bakış açısının aşılmasının önemine vurgu yaptı.

“2019’da aşırı kilo ve obezitenin Türkiye’ye yükü 15 milyar oldu”

Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır ise obezitenin ekonomik yüküne dikkat çektiği konuşmasında, “Obezite hastalığı, her ne kadar bireysel bir sorun olarak görülse de toplumun genelini etkileyen çok boyutlu bir halk sağlığı meselesi olduğu göz ardı edilmemeli. Ne yazık ki, obezite hastalığına yönelik toplumsal önyargılar, hastaların ihtiyaç duydukları tedaviye erişmelerinin önündeki temel engellerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu önyargılar ve bilgi eksikliği giderilmediği sürece, hastalığın beraberinde getirdiği devasa ekonomik yükle yüzleşmeye devam edeceğiz. Öyle ki tüm dünya genelinde obezitenin ekonomik yükünün 2035’te 4,32 trilyon dolara ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’ye baktığımızda 2019 yılında aşırı kilo ve obezitenin ekonomik yükünün yaklaşık 14,64 milyar dolar olduğu biliniyor. 2060 yılında ise ekonomik yükünün 132,5 milyar dolara yükseleceği öngörülüyor ki bu da Gayrisafi Millî Hasıla’nın yüzde 3,2’sine karşılık geliyor. Hem birey hem de toplum açısından bu denli büyük bir yük oluşturan obezitenin yönetimi, ekonomik sürdürülebilirlik açısından da stratejik bir öncelik olarak ele alınmalıdır. Bu doğrultuda, obezite hastalığının yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda toplumsal ve davranışsal boyutlarını da anlamaya yönelik olarak, Lilly Türkiye ile birlikte kapsamlı bir araştırma süreci başlattık. Bu yıl kamuoyuyla paylaşmayı planladığımız bu çalışma ile obeziteyle yaşayan bireylerin gündelik gerçek yaşam deneyimlerinden yardım arama davranışlarına, toplumsal algıdan tedaviye erişim süreçlerine kadar uzanan çok katmanlı bir çerçevede derin görüşmeler yaparak, toplumsal algı ve yardım arama davranışları arasındaki ilişkiyi daha bütüncül bir şekilde ortaya koymayı hedefliyoruz. Obezite hastalığına ilişkin yanlış algıların aşılmasının hem bireysel sağlık sonuçları hem de ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik olduğuna inanıyoruz.” dedi.

Obezite farkındalığı deneyim alanı ziyarete açıldı: Bir irade meselesi değil; kronik ve tedavi edilebilir bir hastalık
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.