Avusturya’nın geçen Mayıs ayındaki Eurovision Şarkı Yarışması’nı İsrail’in önünde kazanarak, bu yılki etkinliğe ev sahipliği yapma hakkını kazanmasının hemen ardından BBC için yarışmayı anlatan Graham Norton’ın sesi duyuldu.
Norton, “gelecek yıl finali Tel Aviv’de yapmak zorunda kalmayacakları için” organizatörlerin derin bir nefes aldığını söylemişti.
O yarışma öncesinde İsrail karşıtı protestolar artmıştı.
Finalin yapıldığı İsviçre’nin Basel kentinde yüzlerce kişinin katıldığı bir gösteride, protestocular Filistin bayrağı taşıdı.
Gazze’deki katliamları sembolize etmek için kendilerini kanı sembolize eden kırmızıya boyadı.
Final sırasında, İsrailli şarkıcı Yuval Raphael, iki kişinin sahneye çıkmaya çalışması ve Eurovision ekibinden birine isabet eden boya protestosuyla hedef alındı.
Geçen yıl sonuçlar açıklanırken Basel’deki hava, bu şarkı yarışmasını takip ettiğim yıllar içinde yaşadığım en gergin atmosferdi.
İnsanlar dua ediyordu. Bazıları ağlıyordu. Seyirciler final puanlarını beklerken “Avusturya, Avusturya” diye tezahürat yapıyordu.
Bazıları, Gazze’deki savaşın başlaması sonrası İsrail’in dahil edilmesine karşı çıktı.
Kalabalığın büyük bir kısmı İsrail’in kazanmasını istemiyor gibi görünse de, halk oylaması farklı bir tablo ortaya koydu.
Yarışmanın resmi jüri üyelerinden orta seviye puanlar alan Yuval Raphael, halk oylamasındaysa diğer tüm katılımcıları geride bıraktı.
Final sonrası birçok yayıncı kuruluş İsrail’in bu kadar yüksek puan almasını sorguladı.
Yayıncılar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve İsrail hükümetine bağlı resmi sosyal medya hesaplarının paylaşımlarını işaret etti. Bu paylaşımlarda, yarışmanın izin verdiği maksimum sayı olan 20 kez, İsrail temsilcisine oy verilmesi isteniyordu.
İsrail temsilcisi Raphael’e yönelik yaygın bir halk desteğinden çok, sonucun, İsrail’e olabildiğince çok oy vermesinin ürünü olduğu ima edildi.
İsrail hükümeti de süreçte küresel bir karalama kampanyasıyla karşı karşıya oldukları savını tekrarladı.
Eurovision yayıncılarından bazıları sürecin incelenmesini istedi.
Flaman kamu yayıncısı VRT, “izleyicilerin ve dinleyicilerin görüşlerinin adil bir yansımasını” garanti edebilmesi için uzun yıllardır yürürlükte olan oylama sisteminin gözden geçirilmesi çağrısı yaptı.
Buna karşılık, etkinliği düzenleyen Avrupa Yayın Birliği (EBU), oylamanın bağımsız olarak kontrol edildiğini ve doğrulandığını açıkladı.
Maksimum 20 kez bir adaya oy verebilmenin, “nihai sonucu orantısız bir şekilde etkilediğine” dair hiçbir kanıt bulunmadığını savundu. Sonucun “geçerli” olduğu açıklandı.
1973’te ilk kez katıldıktan sonra bu yarışmayı dört kez kazanan İsrail’in, beşinci kez kazanmanın eşiğine gelmesi, Eurovision oylaması üzerinde jeopolitik durumun ve çatışmaların etkisiyle ilgili tartışmayı doruk noktasına taşıdı.
Yarışma tarihindeki en büyük boykot
Eurovision Şarkı Yarışması, 70 yıllık tarihindeki en büyük boykotla karşı karşıya.
İspanya, İrlanda, Hollanda, İzlanda ve Slovenya, İsrail’in katılımı nedeniyle bu haftaki yarışmadan çekildi.
Ülkelerin çekilme nedenleri farklılık gösteriyor ve her zaman açıkça belirtilmiyor.
Bazıları, İsrail’in Gazze’ye yönelik askeri saldırısını protesto etmek için 2026 yarışmasını boykot ettiklerini açıkladı.
Hamas’ın 7 Ekim 2023’te 1.200 kişiyi öldüren İsrail’e yönelik saldırısı sonrası İsrai, Gazze sağlık bakanlığı verilerine göre 72 bin kişinin öldürüldüğü bir karşı saldırı başlattı.
Bazı yayıncılar ayrıca İsrail hükümetini soykırım yapmakla da suçladı ki İsrail bunu şiddetle reddediyor.
Boykot eden yayıncıların çoğunun hükümetlerinin politikalarıyla büyük ölçüde aynı doğrultuda olması dikkat çekici.
Geçtiğimiz ay, İspanya, Slovenya ve İrlanda’dan politikacılar, Avrupa Birliği’ni İsrail ile imtiyazlı ticaret ilişkilerini askıya almaya zorlamaya çalıştılar ancak başarısız oldular.
Yayıncılar, kendi bağımsız kararlarını verdiklerini ısrarla belirtiyorlar.
1956’da başlayan Eurovision, 70 yıllık tarihindeki en büyük tartışmayla karşı karşıya.
Gazze harekatının başlaması sonrası birkaç yayıncı, İsrail’in katılımıyla ilgili endişelerini kamuoyuna açıklamıştı. Ancak hiçbiri 2024 veya 2025 yarışmalarından çekilmedi.
Boykot çağrıları artarkense İsrail Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar şunları söyledi:
“Eurovision Şarkı Yarışması, siyasi puan toplama platformu değil, müzik, kültür ve uluslararası kardeşliğin bir kutlamasıdır.”
Bakan, olası bir boykot için “utanç verici ve ikiyüzlü” ifadelerini de kullandı.
Siyaset, tartışmasız şekilde Eurovision tarihinde oylamaların merkezinde hep var oldu.
Yakından bağlantılı ülkeler halk oylamasında sık sık birbirlerine puan verdi.
Ancak bazı yayıncılar, EBU’nun geçen yılki oylamanın adil olduğunu söylemesine rağmen, Eurovision’un gerçek bir popüler müzik yarışması olmasının imkansız hale geldiğine inanıyor. Buna gerekçe olarak da İsrail’in yarışmaya katılmasını ve tartışma yaratan oylama sistemini gösteriyor.
Geçen yılki yarışmada yaşananların etkisi bazı yayıncılar için o kadar fazla oldu ki, savaş halinde olan hiçbir ülkenin şarkı yarışmasına katılmasına izin verilmemesi gerektiğini savunmaya başladılar.
Eurovision oylamasında adaleti sağlamak adına Ukrayna’nın katılımının dahi engellenmesi önerisi noktasına gelindi.
Peki dünyanın en çok izlenen eğlence programı olan Eurovision’ın kuralları yeniden mi yazmalı? Yoksa bunu yapmak, götürdüğünden daha fazla sorun yaratma riskini mi taşıyor?
Müziğin birleştiriciliği
Eurovision aslında hükümetler arasında bir yarışma değil.
İngiltere’de BBC dahil olmak kamu yayıncılarından oluşan ve temel işlevi haber görüntüsü paylaşmak olan Avrupa Yayın Birliği (EBU) üyeleri bu yarışmaya katılıyor.
Yıllar içinde EBU üyeliği Avrupa’nın ötesine yayıldı.
Yarışmanın sloganı “müziğin birleştiriciliği” oldu.
Mevcut boykot, İsrail’in yani İsrail’in kamu yayıncısı Kan’ın katılımına karşı, bağımsız yayıncıların aldığı bir karar.
Ama aslında Eurovision tarihinde hiçbir zaman tamamen siyasetten bağımsız olmadı.
EBU, yarışmanın temel değerlerini “evrensellik, kapsayıcılık ve çeşitliliği alkışlama” olarak belirledi ve bu değerlerinin katılımcı ülkelerle buluşmasının amaçlandığını savundu.
Eurovision, “evrensellik, kapsayıcılık ve çeşitliliği kutlama” değerlerini teşvik eden bir yarışma olduğundan, hiçbir zaman tamamen siyasetten uzak olmamıştır.
“Savaş Sonrası Avrupa ve Eurovision Şarkı Yarışması” kitabının yazarı doktor Dean Vuletic, tarihsel olarak, bazı ülkelerin yarışmayı bir platform olarak kullandığına işaret ediyor. Bazılarının Eurovision’ı uluslararası izolasyonlarına son vermenin veya Batı yanlısı kimliklerini göstermenin bir yolu olarak kullandıklarını söylüyor.
1961’de Franco İspanya’sı ve Tito’nun Yugoslavya’sının katılımlarını ilk örnekler olarak gösteriyor. Yugoslavya, Soğuk Savaş döneminde “tarafsız olduğu için” yarışmaya katılan tek Doğu Avrupa ülkesiydi.
Ülkeler arasındaki çatışmalar daha önce de Eurovision’a yansıdı.
Ancak sonuçlar genellikle geçici ve bölgesel olarak sınırlı kaldı.
1975’te Yunanistan, Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgali nedeniyle yarışmayı boykot etti. Ertesi yıl da Türkiye yarışmaya katılmadı.
Ve 2012’de Ermenistan, Dağlık Karabağ’daki çatışma nedeniyle Azerbaycan yarışmaya katılmayı reddetti.
Lübnan 2005 yılında yarışmaya ilk kez katılacaktı ancak ülke yasaları İsrail’in yarışma performansını yayınlamayı neredeyse imkansız hale getirdiği için başvuru geri çekildi. EBU Lübnan’ın tüm gösteriyi yayınlaması gerektiğini açıklamıştı.
Fas’ın katıldığı tek yıl 1980’di ki o yıl İsrail yarışmaya girmedi. Fas’ın katılımının arkasında bu olduğu yaygın olarak kabul ediliyor.
Bu yılki boykotla, EBU’nun jeopolitik gelişmelerin yarışmayı gölgede bırakmasını engelleyip engelleyemeyeceği konusunda daha geniş bir soru ortaya çıktı.
Filistin yanlısı protestocular, İrlanda kamu yayın kuruluşu RTÉ’nin (Radio Telefis Eireann) stüdyolarının önünde eylemdeler
Slovenya’nın kamu yayıncı RTV’nin yönetim kurulu başkanı Natalija Gorščak bana, “Eurovision hayranlarından İsrail ile aynı sahnede olmamamız gerektiğini söyleyen birçok tepki mesajı aldık” dedi.
“Kamu yayıncısı olarak ahlaki duruşumuz barış için mücadele etmek olmalıdır” diye devam etti.
İzlanda yayın kuruluşu RÚV, boykot kararı öncesi, hem İsrail kamu yayıncısının hem de İsrail hükümetinin eylemleri hakkında “ciddi şüpheleri” olduğunu açıkladı.
Hollandalı yayın kuruluşu Avrotros, 2025’teki yarışmaya “siyasi müdahale” olduğunu savundu ve katılımın “kuruluşumuz için temel olan kamu değerlerine” aykırı olacağını kaydetti.
Bu beş yayın kuruluşunun da boykot mekanizmasını, doğrudan İsrail hükümetine siyasi mesaj göndermek için kullandıklarını iddia edenler de çıkabilir.
Aralarından ikisi Ukrayna’nın yarışmadaki geleceğini de açık şekilde tartışmaya açtı. Kıta genelindeki katılımcı yayın kuruluşlarından yetkililer de özel konuşmalarda benzer şeyleri dile getiriyor.
Bu yılki yarışmaya katılacak yayıncı ve sanatçıların, yarışmayı itibarsızlaştırabilecek herhangi bir şey hakkında kamuoyuna açıklama yapmaları istenmiyor.
Geçen yılki yarışmada İsrail’i temsil etmek üzere Yuval Raphael seçildi çünkü, 7 Ekim 2023’deki Hamas saldırısında Nova müzik festivalinden sağ kurtulmuştu.
Raphael kurtarılmadan önce saatlerce bir ceset yığınının altında saklandı. O saldırıdan ayağında şarapnel parçaları olmasına rağmen performans sergiledi.
Buna karşın EBU, Raphael’in siyasi kimlik taşımamak dahil tüm kabul şartlarını karşıladığını açıkladı.
Sloven kamu yayıncısı yöneticisi Gorščak, “Şarkı doğrudan siyasi değildi ama sembolikti. Sanatçı da sembolik bir isimdi” diye düşünüyor.
“EBU kurallarına göre siyasi olmasa bile, yine de siyasi olduğunu düşünüyoruz” diye devam ediyor.
İsrail’i temsil eden Yuval Raphael, İsviçre’nin Basel kentinde düzenlenen 2025 Eurovision Şarkı Yarışması Büyük Finalinde “Yeni Bir Gün Doğacak” şarkısını seslendiriyor.
İsrail hükümetiyle bağlantılı hesaplardan yapılan sosyal medya paylaşımları yarışma kurallarına uygundu.
Diğer ülkelerden politikacılar da kendi ülkelerinin yarışmacısına oy verilmesi çağrısı yapmıştı.
Ancak eleştirmenler İsrail’de durumun farklı olduğunu ve onu istisnai hale getirdiğini savunuyor.
EBU, endişeleri gidermek için bu yıl izleyici başına maksimum oy sayısını 10’a düşürmeye çalıştı.
Ayrıca hükümetler veya devlet kurumları da dahil olmak üzere üçüncü taraflarca yürütülen veya desteklenen orantısız tanıtım kampanyalarının “caydırılacağı” ifade edildi.
Hafta sonu İsrail yayıncı kuruluşu olan Kan’a, EBU tarafından resmi bir uyarı da yapıldı.
Uyarıda şu ifadeler yer aldı:
“Bu yılki İsrail temsilcisi Noam Bettan tarafından ‘İsrail için 10 kez oy verin’ şeklinde videoların yayınlandığı ve dağıtıldığı dikkatimize sunuldu.”
Salı günü başlayacak etkinlik öncesinde Kan’dan bu içeriği sosyal medya platformlarından kaldırması istendi ve yayın kuruluşu da bu isteği yerine getirdi.
Eurovision, böylesi paylaşımların “yarışmanın ruhuna aykırı” olduğuna inandığını açıkladı.
“Her türlü tanıtım faaliyetini dikkatle izlemeye ve gerektiğinde uygun önlemleri almaya devam edeceğini” kaydetti.
Bayrağı dalgalandırmak
Bazıları, mevcut gerginliğin artmasının nedenini, Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgalinin ardından Rusya’nın Eurovision’dan ihraç edilmesi kararına bağlıyor.
O dönemde EBU, üyeleri arasında geniş çaplı istişareler yaptıktan sonra, Rusya’nın katılımının “yarışmayı itibarsızlaştıracağı” sonucuna varmıştı.
Şu anda EBU’da hiçbir Rus yayın kuruluşu bulunmuyor.
2022’de Ukrayna katılımcısı Kalush Orkestrası, sıkıyönetim altındaki ülkeden özel izinle katıldıkları yarışmanın tarihindeki en yüksek halk puanını alarak birinciliği elde etti.
İngiltere’den Sam Ryder’ı ikinci sıraya itti.
Ukraynalı Kalush Orkestrası grubuna, sıkıyönetim altındaki ülkelerinden ayrılıp 2022 Eurovision Şarkı Yarışması’na katılabilmeleri için özel izin verildi.
2022 finali için Eurovision yönetimi, yarışma kurallarına aykırı hiçbir şey olmadığını savundu.
Ancak Slovenya’nın RTV kanalı, birçok kişinin Ukrayna’ya dayanışma için oy verdiğini ve bunun Eurovision’un bir şarkı yarışması olma özelliğini zedelediğini düşünüyor.
Gorščak yaşananların siyasi olduğunu söylüyor:
“Bu siyasi aktivizm, buna müsamaha göstermemeliyiz. Bence bu doğru değil, adil de değil. Eğer mağdursanız, herkes size oy verir. İngiltere’den gelen ve harika olduğu halde seçilmeyen yarışmacıya gelince, neden? Çünkü mağdur ülkenin mağdur bir temsilcisi var.
“Siyasi bir çatışma halinde, saldırgan taraf ile mağdur taraf temsilcilerinin [yarışmaya] nasıl dahil edilebileceklerini gerçekten düşünmeliyiz. Bence Eurovision içinde yapmamız gereken tartışma bu.”
Gorščak’ın savaş halindeki bir ülkeden hiçbir sanatçının yarışmaya katılmasına izin verilmemesi gerektiği görüşü, İspanyol yayın kuruluşunun da benimsediği bir görüş gibi görünüyor.
Bu yıl Şubat ayında bir parlamento oturumunda konuşan RTVE Başkanı José Pablo López şunları söyledi:
“EBU tüzüğünün reformu için ciddi bir tartışma başlatmalıyız. Böylece çatışma halindeki ülkeler bir sonraki Eurovision Şarkı Yarışması’na katılamasınlar.”
Üyeler geçen yıl, şarkı yarışmasına katılmak için EBU üyesi olmanın yeterli olduğu 70 yıllık kuralı sürdürme konusunda oy verdi.
Bu da hem İsrail hem de Ukrayna’nın yarışmacı gönderebileceği anlamına geliyor.
Bununla birlikte, diğer yayın kuruluşlarının da Slovenya ve İspanya’dakilere benzer endişelere değindiğini duydum. Özellikle de Ukrayna ve İsrail yarışmacılarını desteklemek için yoğun şekilde toplu oy kullanımına yönelik.
2025 Eurovision Şarkı Yarışması’nın ikinci yarı finalinde İsrail destekçileri
Boykota katılmayan kamu yayıncılarından birinin üst düzey yöneticisi bana, “Çatışma halindeki bir ülke, yarışma için daha büyük bir çatışma yaratıyor” dedi.
Aynı yetkili eşitlik ortamı yaratışması için “işlerin düzeltilmesi gerektiğini” savundu.
Ancak bazıları bu argümanın doğası gereği haksız olduğunu savunuyor.
1998’de İsrail adına yarışmayı kazanan Dana International sosyal medyadan şu mesajı paylaştı:
“Hükümetiyle siyasi olarak aynı fikirde olmadığınız için bütün bir ülkeyi cezalandıramazsınız.
“Eurovision’dan çekilme kararı, barış fikrine, İsrail’e ve yarışmanın kendisine zarar veriyor.”
İsrail kamu yayıncısı Kan daha önce, yarışmadan diskalifiye edilmesi durumunda bunun, “EBU’nun savunduğu değerler için geniş kapsamlı sonuçlar doğurabileceğini” savundu.
Kan’dan bir kaynak, EBU kurallarını ihlal etmediklerini ve bu nedenle katılımlarının devam etmesi konusunda hiçbir soru işareti olmaması gerektiğini söyledi.
Geçtiğimiz 18 ay içinde EBU, İsrail yayın kuruluşu Kan’ı “kendi hükümetinden gelen sürekli siyasi saldırılara” karşı savundu.
Yapılan açıklamada “bu saldırılar [Kan’ın] sadece bağımsızlığını değil, gelecekteki varlığını da tehlikeye atıyor” ifadeleri kullanıldı.
İsrail İletişim Bakanı Shlomo Karhi, gelişmelerin eskiden olduğu gibi kamu kaynaklarıyla finanse edilen yayıncılığa artık aynı ihtiyacın kalmadığını yansıttığını iddia etti.
Eurovision yetkilileri, “70 yıldır bölünmüş bir dünyada barış ve birliğin önemini sergilemek amaçlı bir platform yaratıldığını” söylüyor.
Ancak gelinen noktada görünen o ki, bazı yayıncılar artık dünyanın en çok izlenen eğlence şovunun adil bir yarışma olmadığını düşünüyor.
Birden fazla yayıncı kuruluştan konuştuğum kaynak, bu yıl yarışmaya katılacak müzisyen bulmanın zorlaştığını iddia ediyor.
Bunun nedeni olarak, Eurovision’un giderek daha “ayrıştırıcı” hale gelmesiyle birlikte, sanatçıların potansiyel itibar kaybından endişe duymaları gösterildi.
Viyana’da bu hafta yapılacak 70. şarkı yarışması için son hazırlıklar sürerken, Eurovision bir kez tamamıyla, şarkılara, havai fişeklere, koreografiye, eğlenceye ve partilere odaklanabilmiş değil.
Bunun yerine, bir organizasyon daha fazla protesto dilekçeleri ve eylemlerle karşı karşıya.
Kurallar, yarışmanın “siyasi ifade, aktivizm, tartışma veya dış davaların veya gündemlerin tanıtımı için bir platform veya forum olarak kullanılamayacağını” belirtiyor.
Ancak ilerleyen süreçte, daha fazla ülke, yayıncı, sanatçı ve izleyici, Eurovision’u siyasetin üstünde bir kutlama alanı olarak değil, siyaset tarafından şekillendirilen bir yarışma olarak görmeye başlarsa, Eurovision’un ne tür bir şarkı yarışması haline geleceği sorusu ortada duruyor.


