1. Haberler
  2. Gündem
  3. Küresel ısınma Türkiye ve dünya için yeni riskleri beraberinde getiriyor

Küresel ısınma Türkiye ve dünya için yeni riskleri beraberinde getiriyor

Küresel ısınmanın tüm dünyayı ve Türkiye’yi tehdit ettiğini belirten Prof. Dr. Cem Gazioğlu, gelecekte yaşanması muhtemel durumlara ve küresel çapta yaşanacak atmosfer, okyanus etkilerine değinerek alınması gereken önlemlerden bahsetti.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Küresel ısınma tehdidi, tüm dünyanın ortak problemi..

Yeşil enerjiye dönüş başlamış olsa da süreç dünyada çok yavaş ilerliyor ve bazı zararlar geri dönülmez şekilde verildi.

Copernicus İklim Değişikliği Servisi raporlarına göre, geçen ay 14,89 derece ölçülen küresel ortalama hava sıcaklığı, uzun yıllar ortalamasının 0,52 derece üzerinde seyretti ve kayıtlardaki en sıcak üçüncü nisan yaşandı.

21 DERECEYLE EN YÜKSEK İKİNCİ DENİZ YÜZEYİ SICAKLIĞI

Kutup bölgeleri dışındaki Pasifik, Atlantik, Hint Okyanuslarında ise 21 dereceyle en yüksek ikinci deniz yüzeyi sıcaklığı kaydedildi.

Geçen ay ortalamanın yaklaşık yüzde 5 altında kalan Arktik’teki ortalama deniz buzu örtüsü ise en düşük ikinci nisan ayı seviyesi olarak ölçüldü.

İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu,, küresel iklim sisteminin artık yalnızca atmosfer sıcaklıkları üzerinden değerlendirilemeyeceğini, bunun verilerle ortaya konduğunu söyledi.

”BÖLGESEL ÖLÇEKTE YENİ RİSK ALANLARI”

İklim sisteminin okyanusların ısı depolaması, denizel sıcak hava dalgaları, hidrolojik aşırılıklar, kriyosfer çözülmesi ve atmosferik dolaşım anomalileri gibi birbirini tetikleyen süreçlerle birlikte ele alınması gereken karmaşık bir yapıya dönüştüğünü belirten Gazioğlu, “Atmosfer-okyanus etkileşiminin güçlenmesi, orta enlemlerde ekstrem meteorolojik olayların hem sıklığını hem de şiddetini artırıyor. Bu durum küresel ölçekte olduğu kadar bölgesel ölçekte de yeni risk alanları oluşturuyor.” dedi.

DENİZ YÜZEYİ SICAKLIKLARI REKOR SEVİYELERE YAKLAŞTI

Küresel deniz yüzeyi sıcaklıklarının tarihsel rekorlara yaklaşmasıyla birlikte üst okyanustaki ısı içeriğinin arttığını ve bunun enerji transfer süreçlerini güçlendirdiğini belirten Gazioğlu, bu durumun atmosferin daha fazla nem tutmasına yol açtığını ifade etti

Buna bağlı olarak tropikal ve subtropikal siklonların enerji potansiyelinin yükseldiğini, ayrıca aşırı yağışlar, uzun süreli sıcak hava dalgaları ve hidrolojik kuraklık gibi olayların da daha şiddetli hale geldiğini vurguladı.

”FIRTINA KABARMASI RİSKLERİ ARTABİLİR”

Gazioğlu, “El Nino etkili olursa 2026 boyunca deniz yüzeyi sıcaklığında yeni rekorlar görülebilir. Böylelikle denizel biyolojik stres olayları yoğunlaşarak kıyı taşkınları ve fırtına kabarması riskleri artabilir.” şeklinde konuştu.

Mevcut tabloda deniz bilimleri ve iklim yönetimi açısından çok disiplinli veri üretim süreçlerinin kritik hale geldiğini vurgulayan Gazioğlu, kıyısal kırılganlık analizleri, deniz seviyesi yükselmesi projeksiyonları, mavi ekonomi planlaması, denizsel ekosistem yönetimi, afet risk modellemeleri ve operasyonel oşinografi çalışmalarının yüksek çözünürlüklü iklim verileriyle desteklenmek zorunda olduğunu ifade etti.

DEĞİŞİMLER TÜRKİYE’DE GİDEREK BELİRGİN HALE GELİYOR

Gazioğlu, dijital ikiz tabanlı iklim simülasyonları, gerçek zamanlı çevresel veri entegrasyonu ve yapay zeka destekli erken uyarı sistemlerinin geleceğin kıyı ve deniz yönetim stratejilerinde temel araçlar haline geldiğine değindi.

Küresel ölçekte yaşanan iklimsel ve oşinografik değişimlerin Türkiye’de giderek daha belirgin şekilde hissedildiğini ve bu koşullarda klasik dönemsel deniz izleme yöntemlerinin yetersiz kaldığını vurgulayan Gazioğlu, düzenli aralıklarla yapılan geleneksel seferler yerine, kesintisiz veri akışı sağlayabilen insansız gözlem sistemlerine hızlı bir geçiş yapılması gerektiğini ifade etti.

SÜREKLİ GÖZLEM ZORUNLULUK HALİNE GELDİ

Gazioğlu, “Bilimsel bir zorunluluk olmaksızın yılda yalnızca bir veya iki kez gerçekleştirilen klasik deniz izleme çalışmalarının, denizel sıcak hava dalgaları, müsilaj oluşumu, ani oksijen değişimleri, kıyısal taşkınlar veya ekstrem meteorolojik süreçler gibi yüksek dinamikli olayları açıklayabilecek veri üretmesi mümkün değil. Bu nedenle operasyonel oşinografi temelli sürekli gözlem altyapıları artık stratejik zorunluluk haline geldi” dedi.

Gazioğlu, Ege ve Akdeniz kıyılarında uzun süreli deniz yüzeyi sıcaklık anomalilerine bağlı olarak tür dağılımlarının değiştiğini, istilacı türlerin yayılım gösterdiğini ve biyolojik üretkenlik rejimlerinin dönüşmeye başladığını aktardı.

MÜSİLAJIN SEBEBİ AÇIKLANDI

Karadeniz Havzası’nda son yıllardaki yüksek şiddetli taşkınlar ve artan heyelanların, atmosferik nem taşınımındaki değişimlerin bölgesel hidrolojik sistemler üzerindeki etkisini açıkça gösterdiğinden bahseden Gazioğlu, “Marmara Denizi’nde görülen müsilaj oluşumu da deniz suyu sıcaklık anomalileri, durağan hidro-oşinografik koşullar ve artan besin tuzu yükleriyle bağlantılı.” diye konuştu.

Karadeniz bölgesinde şiddetli yağışlara bağlı olarak artan sediment taşınımının kıyı erozyonunu hızlandırdığına dikkat çeken Gazioğlu, İstanbul ve çevresinde ise kısa süreli fakat oldukça yoğun konvektif yağışların yol açtığı kentsel taşkınların giderek daha sık yaşandığını vurguladı.

TÜRKİYE ÇOKLU İKLİM RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA

Gazioğlu, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde meteorolojik ve hidrolojik kuraklık eğilimlerinin belirginleştiğini ve Türkiye’nin aynı anda çoklu iklim riskleriyle karşı karşıya kaldığını söyledi.

Doğu Akdeniz’in küresel ölçekte bir “iklim değişikliği sıcak noktası” olarak tanımlandığı bilgisini paylaşan Gazioğlu, Türkiye çevresindeki denizel ve atmosferik süreçlerin gelecekte daha yüksek enerji içeren ekstrem olaylar üretebileceği tahminini paylaştı.

”YÜKSEK ÇÖZÜNÜRLÜKLÜ GÖZLEM AĞLARININ GELİŞTİRİLMESİ LAZIM”

Artan deniz yüzeyi sıcaklıklarının “medicane” olarak adlandırılan Akdeniz siklonlarının oluşum potansiyelini, yoğun konvektif sistemleri ve kıyısal afet risklerini artırabilecek önemli bir termodinamik enerji kaynağı oluşturduğunun altını çizen Gazioğlu, sözlerini, “Türkiye gibi üç tarafı denizlerle çevrili ve farklı atmosferik dolaşım sistemlerinin kesişiminde yer alan ülkelerde yüksek çözünürlüklü iklim gözlem ağlarının geliştirilmesi gerekiyor” diyerek tamamladı.


Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)

Küresel ısınma Türkiye ve dünya için yeni riskleri beraberinde getiriyor
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.