T24 Haber Merkezi
CHP lideri Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündemi değerlendirdi. Özel, “Geçmişte pırıl pırıl subaylara sahip çıkıp yanlarında durduysak bugün de 19 Mart darbesine karşı aynı yerde doğruları savunuyoruz. Bir gün haklılığımız mutlaka ortaya çıkacak demiştik çıktı. Bir gün gelecek ve bu sefer iktidar kürsüsünde, biz baş verdik ama baş eğmedik diyeceğim ve yine haklı çıkacağız” dedi. İBB davasında geçen bir şirketin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde Akın Gürlek’e araç tahsis ettiğini açıklayarak; “Bu araçların Akın Bey’i taşırken yediği cezalar var elimde. Bunu da İçişleri Bakanımıza emanet ediyorum. Bu firma Ekrem Başkan’a iftira atacaktı” ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında İBB ve casusluk davası, CHP’li belediyelere operasyonlar ve gündemi değerlendirdi.
Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
“Türkiye’nin dört bir yanından siz değerli konuklarımızı ağırlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bizleri izleyen, dinleyen tüm vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum hoş geldiniz. Engelliler Haftası’nın yanı sıra bugün Hemşireler Günü. Korona döneminde büyük emek veren ve hakları ödenmeyen sağlık emekçilerinin de gününü kutluyorum. Pazar günü de Anneler Günü’nü kutladık, bütün annelerimizin ellerinden öpüyoruz.
Perşembe günü SAHA EXPO 2026 Savunma Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nı ziyaret ettik. Orada yerli teknolojilerimizi inceledik. Firmalarımızı ve kurumlarımızı ziyaret ettik. ASELSAN’dan HAVELSAN’a, TUSAŞ’ımızdan TÜBİTAK’ımıza kadar tüm kurumlarımızı ve bu ekosisteme katkı sağlayan, çok önemli görevler yapan şirketleri, pırıl pırıl mühendisleri, gözleri pırıl pırıl gencecik insanları gördük. Çok önemli saatler geçirdik orada. Ve elbette, savunma sanayini bir partiye, bir döneme mal edenlere karşı, rağmen; 1973’te kurulan TUSAŞ’ı, Cumhuriyetin ilk yıllarında gökleri işaret eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten başlayarak TUSAŞ’taki büyük atılımla birlikte bugünlere kadar nasıl geldiğimizi konuştuk. Kimin emeği varsa, katkısı varsa ayırmadan, sakınmadan hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.
“Ergenekon’da yanımızdaydınız”
Orada da kimseyi ayırmadan ziyaretlerde bulunduk. Şöyle karşılaşmalar oldu 2-3 stantta bir şunları duyduk… ‘Beni tanıdın mı?’, ‘Tanıyor gibiyim’, ‘Ben Balyoz’dan içeride yattım, siz ziyaretimize gelmiştiniz.’ ‘Beni tanıdın mı?’, ‘Tanıyor gibiyim’, ‘İzmir Askeri Casusluk… Siz olmasaydınız ortaya çıkmazdı. Bizi o iftiradan Meclis’te siz anlattınız, Veli Ağbaba anlattı, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri anlattı. Ergenekon’da siz yanımızdaydınız…’
Zekeriya Öz vurgusu
Pırıl pırıl, Türkiye için çalışan cumhuriyetçi, Atatürkçü, milliyetçi subayları birileri, özellikle bir başsavcının, Zekeriya Öz’ün patronajında, arkasında ‘Ben varım’ diyen Tayyip Erdoğan’ın haberi, bilgisi dahilinde, övüne övüne ‘Bağırsakları temizliyoruz, darbecileri temizliyoruz’ diye… O gün biz bu taraftaydık, doğrusunu söylüyorduk. Sayın Erdoğan öbür taraftaydı ve cellatları savunuyordu. Biz cellatların elinden, Ergenekon, Balyoz ve çeşitli kumpaslarla katledilmeye çalışılanları savunduk ve kurtardık.
“Akın Gürlek’in çetesine karşı dimdik ayaktayız”
Gün oldu o cellatlar Erdoğan’ın karşısına çıkıp darbeye kalkıştılar. Orada bile parlamentoyu savunduk. Yapılan zulümleri gördük ama sandığa sahip çıktık. Bugün yeni cellatlar, yine Erdoğan arkasında, yine bu ülkenin yarınları için çalışmak isteyen pırıl pırıl insanlar… O gün nasıl Genelkurmay Başkanı’na da, Ali Tatar’a da, Askeri Casusluk’taki pırıl pırıl subaylara da sahip çıkarken ne kadar eminsek, aynı inançla, aynı kararlılıkla, o gün FETÖ’nün saldırısında doğru tarafta duranlar olarak bugün 19 Mart darbesi ve Akın Gürlek’in yargı çetesine karşı dimdik aynı yerde, aynı tarafta duruyoruz!
Geçmişte pırıl pırıl subaylara sahip çıkıp yanlarında durduysak bugün de 19 Mart darbesine karşı aynı yerde doğruları savunuyoruz. Bir gün haklılığımız mutlaka ortaya çıkacak demiştik çıktı. Bir gün gelecek ve bu sefer iktidar kürsüsünde, biz baş verdik ama baş eğmedik diyeceğim ve yine haklı çıkacağız
Askeri hastane çağrısı
Fuarda gezdik. En çok şu mesajı verdiler: ‘Özgür Bey siz söyleyince etkili oluyor. Aman söyleyin, aman tekrar edin; askeri sağlık sistemini lağvettiler, askeri hastaneleri kaldırdılar. Asker vuruluyor, harp cerrahisi bilen kimse yok. Boşu boşuna uzuvlar kaybediliyor, evlatlar kaybediliyor. Yarın bir savaş olur bedelini ağır öderiz. Aman ha askeri hastaneleri açsınlar, askeri sağlık sistemini kursunlar.’ Ne diyeyim, öylesi iyi insanlar ki, içlerinde kin değil yine bu ülke için sorumluluk biriktirmişler. Hepsine selam olsun, önlerinde saygıyla eğiliyorum.
“Erdoğan’ın memleketi Rize’de yıllardır o ölçüde dolduramadığı meydanda cevabı hemşerileri verdi”
Cumartesi günü 108. eylemimizi Rize’de gerçekleştirdik. Rize’ye, Karadeniz’in yiğit insanlarına tekrar teşekkür ediyorum. Sandığa, seçme ve seçilme hakkına sahip çıkanlara helal olsun selam olsun. Partimize yönelik saldırılara en güzel cevabı, Recep Tayyip Erdoğan’ın memleketi Rize’de, yıllardır o ölçüde dolduramadığı meydanı dolduran hemşehrileri verdi.
Akın Gürlek’in yargı çetesine karşı dimdik ayaktayız. Biz doğru tarafta durduk, doğru insanları savunduk, suçsuzları savunduk, iftiracılara karşı baş eğmedik. Gerekirse baş verdik ama eğilmedik. Burdan tarihin önüne şerh düşüyorum: Bir daha çıkacağım ve bugünü hatırlatacağım. Biz o gün doğruları savunurken ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyenler.
Onlar için iktidara yürümek boynumuzun borcu. Bugün bayram öncesi son toplantı demiştim. Artık vatandaşlarımız bayramı umutla karşılamıyor. Yıllık enflasyon yüzde 32,4’e yükseldi. Yıl sonunda yüzde 16’ya düşecek demişlerdi. Yıllık yüzde 32,4’e yükselttiler. 20 bin liraya hayatta kalmaya çalışan emeklilerin ülkesindeyiz.Herkesin kendi evladının geleceği kendi geleceğinden daha karanlık.
“AKPDEN.COM” tepkisi
Bu kara düzende en büyük haksızlıklardan biri vergi sistemi. Geçen hafta tanıtmıştım, bayağı da alkış almıştı, ilgi vardı. akpden.com. Bizim akpden.com’da geçen hafta biliyorsunuz 1.2 milyon liralık bir araç, her şeyiyle yurt dışında üretilmiş, bir sürü masrafı maliyeti var, firmanın acayip karı var, üretildiği ülkenin o işten aldığı vergi var, Türkiye’ye satılıyor ve 1 milyon 200 bin liralık bir araç, maliyet Türkiye’ye geliş 1.200, ama vatandaşın almasına giderken 2 milyon 750 bin lira oluyor. Araç 1,5, vergisi 1 milyon 550 bin lira. Her çeşit vergisi; KDV’si, ÖTV’si, bandrolü. Bu sefer gençler bu renk, hem AK Parti’nin rengi hem o meşhur telefonun lansman rengi. Bu telefon 65 bin 400 liraya Türkiye’ye geliyor. Bu telefon dünyanın en büyük teknoloji firması tarafından, dünyanın altı kıtasında çalışan on binlerce çalışanının katkılarıyla, emekleriyle, yüksek teknolojiyle, içinde kullanılan değerli metallerle onla bunla ve şirketin ilan ettiğine göre yaklaşık 15 bin lira da kârıyla bu fiyata geliyor, 65 bin lira. Ve sepete eklemeye kalkıyor bizim gençlerimiz. Sepete ekle deyince akpden.com’da, “Dur bakalım” diyor, “Durun bakalım” diyorlar. “Öyle hemen sepete ekleyemezsiniz. Bu telefonu kullanacaksın, bunda Kültür Bakanlığı’nın payı var yüzde 1, 654 lira ona.” “Yüzde 12 TRT bandrol ücreti var, 7 bin 900 lira.” “Ne alaka?” deme, belki açacaksın oradan TRT’yi izleyeceksin. O yüzden TRT bandrol ücretini vereceksin, ondan sonra telefonuna ereceksin. “Yüzde 20 KDV, 22 bin 194 lira.” “Bunların hepsine birden yüzde 50 ÖTV daha, 36 bin 990 lira.
Siteye getirilen erişim engelinin gerekçesi: Milli güvenliğe tehdit
Ama bu siteye erişim engeli geldi. Şimdi girseniz, on kişiden dokuzu giremiyor. Yarın onuncu da giremez. Erişim engelinin gerekçesi, “Milli Güvenliğe tehdit,” ulusal çıkarları ve milli güvenliği tehdit. Bu ne biliyor musunuz arkadaşlar? Erişim engelini burada savunuyorlar, diyorsun ki partizanlık yaparsınız, AK Parti’nin işine gelmeyen siteyi kaparsınız, işine gelen sitede ne haysiyetsizlik olsa ellemezsiniz. Yok diyorlar bak, gerekçe yazalım. Milli güvenlik, milli menfaatler ve milli güvenliğin tehdit altında olduğu durumlarda biz bu kadar hızlı davranacağız diyor. O yüzden ancak o gerekçeyle kapatabiliyor. Cep telefonundaki vergiye isyanı, milli güvenliğe tehdit görüyorlar. Yazıklar olsun sizin gibi milliyetçiliğine de, olmaz olsun sizin getireceğiniz güvenlik de. Bir devlet, bir partinin bu kadar organı haline getirilirse, daha biz buna ne söyleyelim?
Ayrıca biraz önce söyledim, bugün Türkiye’de bizi izleyen dinleyen beyaz yakalı, mavi yakalı mühendisler, teknisyenler var. 60 bin, 70 bin, 80 bin lira maaş. Bir asgari ücretliye baktığınızda çok büyük maaş gibi görülüyor. Ama bu kişilerin dünyada emsallerinin, bu kişilerin dünyadaki mevkidaşlarının, meslektaşlarının aldığı maaşa bakınca dörtte bir maaşlara çalışıyorlar ve üç katı fazla çalışıyorlar. Üç katı da pahalı bir ülkede yaşıyorlar. 60 bin lira ücret alan bir işçiden 138 bin lira yıllık vergi kesiliyor. İki maaş oraya gidiyor. 70 bin lira maaş alan bir teknisyenden 180 bin lira, iki buçuk maaş yılda vergi kesiliyor. 80 bin lira maaş alan bir mühendisin 235 bin lirası, üç maaşı yılda üç maaşı vergiye gidiyor.
“Vatandaşlık alan baronlar zehir saçıyor”
Ama AK Parti ne yapıyor? AK Parti yeni bir vergi barışı getiriyor. Yeni bir varlık barışı getiriyor. Nedir? Dışarıda paran varsa nasıl kazandın sormadan, uyuşturucu mu, insan kaçakçılığı mı, silah kaçakçılığı mı, tehdit mi? Nasıl kazandıysan kazan, yüzde beşinden biraz azını verirsen bize, parayı getirirsin Türkiye’de istediğini yaparsın. Geçen hafta söyledim, uyuşturucu baronu yakalamışlar, “Varlık barışından yararlandım geldim,” diyor. Öbür uyuşturucu baronu, “Önce daire aldım, çünkü varlık barışı Türk vatandaşlarına aitmiş,” diyor. Türkçe bilmiyor. “250 bin dolara daire aldım, vatandaşlık verdiler. Yararlandım parayı buraya getirdim,” diyor. Sonra, o baron, torbacıları, torbacıların üstündeki dağıtıcıları, o paralarla finanse ediyor. Evlatlar zehirleniyor. Öbürünün kurduğu motosikletli suç çetesi, on dört on beş yaşındaki yoksul çocuğu Tik-Tok’tan, oradan buradan yakalayıp annesine babasına bakmayı taahhüt edip, kendine içeride bakmayı taahhüt edip, ona bir kimlik, bir silah verip, örneğin Adana’nın iş adamlarını sıradan tehdit ettiriyor, sonra birer kurşun ettiriyor, parayı ödemeyeni infaz ettiriyor. Sonra on dört yaşında o çocuk diyor ki, “Benim yaşıtlarım babasının eline bakarken, bana abiler, yani çete, içeride bana, dışarıda babama bakıyorlar,” diyor. İşte, AK Parti’nin Türkiye’ye dayattığı kara düzen budur! O dışarıdan hesapsız gelen uyuşturucu parasının ya da çetelerin paralarının nereleri finanse ettiği buradadır. O Ahmet Minguzzi’yi bıçaklayıp da içeride anasına diklenenlerin, anasını babasını tehdit edenlerin aldığı cesaret kirli paradandır. AK Parti’nin onların önüne açtığı kara düzendedir. AK Parti’nin kara düzeni yıkılmadan, hiçbir sorun çözülmez!
Akın Gürlek’in tapularını Murat Kurum’a sordu
Ben Murat Kurum’a soruyorum ya, Akın Gürlek’in 16 tane tapusu var. Aha da burada ID numaraları var. 4’ü aktif diye, yani üstünde, 4’ü… 12’sini elden çıkarmış, aktifini açıp gösteriyor. Oysa ki Murat Kurum, bu ID’leri girince hangi tarihler arasında Akın Gürlek’te olduğu belli. Ama susuyor ya, söyleyemiyor ya. Çünkü kampanyaya paranın nereden yattığını Akın Bey biliyor. Ekrana gelince “Geç onu, biz onu biliyoruz,” diyor. AK Parti olunca dokunmuyorlar.
Bu tapuların, bu ID’deki tapuların 16’sını da Murat Kurum bildirmiş zaten. Nereye biliyor musunuz? Yanlışlıkla… Maliye Bakanlığı’nın bir genelgesi var. Gelir, vergi kaçakçılığını önleme, kamu kurumlarının vergilerini arttırmak için… Orada diyor ki, birisi tapuda işlem yapar, belediyeye gidip başvurmaz, belediye de ondan vergisini alamaz. Sonra da satar, bilmem ne yapar. O yüzden siz, mutad aralıklarla (üç ay, altı ay), tapudaki değişiklikleri resmi yazıyla ilgili belediyelere bildirin.
Çevre Şehircilik Bakanlığı genelgeye uygun şekilde Sayın Akın Gürlek’in 16 tapusunu da Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki belediyelere bildirmiş zaten. Aha buradan söylüyorum: Murat Kurum, çık ve bu tapular hiçbir zaman Akın Gürlek’in üzerinde olmadı de. Ben de sana şunu söylüyorum: Üzerinde oldu. 19 yıllık hakim savcı (ki başka şeyden gelir elde etmesi yasak), 190 yıl maaş alsa biriktirse alamayacaklarını ve fazlasını… Senfoni’den 98 milyon duruyor, yalanlamadılar. Öbür taraftan Emlak Konut yalanlamadı, duruyor. Onlar da tapusu alınmak üzere, sözleşmesi yapılmışlar. Cumhuriyet tarihinin değil, Anadolu’da devlet kurduğumuz günden bugüne kurduğumuz bütün Türk devletlerinin en büyük zimmet, irtikap ve yolsuzluğunun üstünü kapatamazsınız! Eninde sonunda hesabını vereceksiniz!
“Akın Gürlek’e araç tahsis edilmiş, yedikleri cezalar elimde”
Kasım 2024’te Kuzey İstanbul Modern İnşaat Sanayii, dört araç tahsis etmiş. Skoda Superb… İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilmiş araçlar. Soruyorlar kime verdiniz diye. Akın Gürlek’e diyorlar. Araçların ikisini İstanbul’da ikisini Ankara’da kullanıyordu Akın Bey diyorlar. Bu plakalı araçların Akın Bey’i taşırken yediği cezalar var elimde. Bunu da İçişleri Bakanımıza emanet ediyorum. Bu firma Ekrem Başkan’a iftira atacaktı.
Muhittin Böcek açıklaması
Şimdi gelelim, örnek bir vaka üzerinden bir kişi nasıl alınır, tehdit edilir, zorlanır ve itirafçı yapılır. Örnek; maalesef Muhittin Böcek ve Böcek ailesi. Biz bu 16 tapuyu açıkladığımız gün, kendisine ertesi gün ‘Bir şey söyle’ dediler. Cep telefonuyla, titreyen elleriyle, göz içine bakamayan ruh haliyle 4 tane aktif tapuyu, o an üzerinde olan aktif tapuyu, öbürlerini filtrelemiş gösteriyor. Üçünün de yanında üçgen var.
Özlem Çerçioğlu’nu işaret etti
O şu demek; son 3 ayda edinilmiş. Nereden, şimdi laf lafı açıyor, son 3 ayda nereden edinilmiş? Mahal’den. Bir tanesi İzmir’de, ikisi Ankara’da. İzmir’dekilerden birinden bir ‘Topuklayan Efe’nin’ izi çıkarsa şaşırma. Bunu da bu kenara yazayım. O söylediğimi anladı. Son 3 ayda edinilmiş. Bunu bana, bunu bana söyleyen o kadar emindi ki İzmir’deki Mahal’in kim tarafından kime verildiğine. O gözle oraya da bakacağız.
Dört tapuyu gösteriyor. Göze bakamadan, basına bakamadan, yere bakarak 4 tapuyu gösteriyor. Ve sonra diyor ki; ‘Özgür Özel bu tapuları açıklarken’ diyor ‘iki şeyi var: Bir, asrın yolsuzluğunu örtmeye çalışıyor. Bir de’ diyor ‘kendisinin bir işi var. Muhittin Böcek itirafçı olacak, daha vakti var. 15 Ocak tarihinde’ tarihi veriyor ağzıyla, videosu var, ‘Manisa’da bir benzin istasyonunda baz çakışması var. Muhittin Böcek onu itiraf edecek. Özgür Özel o yüzden bunu yapmaya çalışıyor’ diyor.
Sonra ne oldu? Tam bunu söyledikten sonra Muhittin Böcek’in şoförleri, korumaları ve o gün yanında olanlar ifadeye alındı. Beklenmedik bir şey oldu. Beklediği şu: Muhittin Böcek orada baz vermiş, orada biri daha bizden baz verir Manisa’da. O kişiye yüklenirler, ‘Bu kişiye para verdi’ denirler. Muhittin Böcek’in şoförleri, bulunulan mekanın kamera kaydı, her şey Muhittin Böcek’in oraya gittiğini sonra Manisa’ya doğru tek başına hareket ettiğini gösteriyor. Bir şey gösteremiyor.
O gün söylediği tutar 50 milyon Euro. Yani bir kamyonet para çantayla taşınacak falan gibi anlatılıyor, öyle ifade verilmiş falan. Muhittin Böcek’in de önüne bu ifadeyi, 6 ay önce ben getirdiklerinde söylemişim otobüsün üstünden. Koyup, ‘Özgür Özel’e verilmek üzere 50 milyon Euro’, sonra o gün 20 milyona düşürüyorlar, ‘Benzinlikte verdim diye imza at çık kurtul’ diyorlar. Muhittin Böcek atmıyor. Bana, Cavit Arı’ya, kendisini ziyaret eden bütün milletvekillerimize bu belgeyi gösterdi. Altında İstanbul’daki bir savcının ifade imzasından getirmişler. ‘Bunu imzala kurtul’ diyorlar, atmadı.
Bakın ne oldu biliyor musunuz? Oradaki koruma polisinin cep telefonuna bir adres atıldığı ortaya çıktı. O adresi açıp kendileri gittikleri, kimseyle buluşmadıkları çıktı. Adresi atanın rahmetli Ferdi Zeyrek olduğu ortaya çıktı.


